Çocuklara Sınır Koyma

Ebeveynlerin bir kural ve beklentiyi öğretebilmek için kullandıkları sürece sınır koyma  denir.

Ebeveynler genellikle sınırlar koymakta zorluk yaşarlar. Fakat çocuğa rehberlik etmek, doğru ve yanlışı öğretmek için sınır koymak önemlidir. Çocuklara sınırlar öğretilirken bu hemen adapte olacağı anlamına gelmez. Çocuk davranışlarıyla bu sınırları ve anne-babanın tepkisini test edecektir. Bu noktada sabırlı olmak, hoşgörülü karşılamak ve kararlı olmak gerekir.

Uygun beklentilerle sınırlarınızı çizin.

 Örneğin; Çocuğunuzdan salonda kırılacak eşyaları gösterip onlara zarar vermemesi konusunda sürekli uyarmak veya tepki vermek yerine salondaki kırılabilecek eşyaları kaldırıp ona bir alan yaratabilirsiniz.

Uygulayabileceğiniz kurallar koyun.

Örneğin; Çocuğunuzdan yemek yemesini aynı anda odasını toplamasını beklememelisiniz. Çocuğunuzun sırayla yapmasını söylemelisiniz.

Örneğin; Çocuğunuza bundan sonra kahvaltı yaparken çizgi film izleyebilirsin dedikten bir gün sonra kahvaltı bitmeden çizgi film izlemek yok dememelisiniz. Sınırlarınız ve kurallarınız sabit ve değişken olmamalı. Çocuk sürekli değişen sınırları ve kuralları fark ettiğinde bunları önemsemeyecek, sizi dinlemeyecektir.

Kurallar koyarken veya bir kuralı değiştirirken aile toplantısı yapmalı ve herkesin fikrini almalısınız. Kuralları nedenleriyle beraber açıklamanız çocuğun bu kurallara daha kolay adapte olmasını sağlayacaktır.

Kurallarınız kısa ve olumlu olsun.

Birçok ebeveyn çocuklarının onları dinlemediğinden yakınmaktadır. Fakat iletişim dili, mimikler, ses tonu bu konuda önemli bir faktördür.

Çocuğunuza yapmaması gereken şeyleri söylerken ses yükseltmemeli, emir gibi kullanmamalısınız. Örneğin çocuğunuz evde top oynuyor. Ona’ burası top oynanacak yer mi yeter artık’ diye bağırmak yerine ‘evde top oynarsan bir şeyi kırabilirsin top oynamak için bir gün belirleyelim ve bahçede oynayalım’ demelisiniz. Bu şekilde çocuğunuz kuralları sevecek ve aranızda ki bağı güçlendirebileceksiniz.

Hayır mı, Tutarlı Olmak Mı? Karar Verin.

Hayır kelimesini sürekli kullanmanın ve ses yükseltmenin disiplin olduğunu düşünen bir çok aile var. Fakat sürekli ‘hayır’ kelimesini kullanmak ve ses yükseltmek çocuğun kuralları ve sınırları benimsemesine yardımcı olmaz.

Kurallar ve sınırlar konusunda tutarlı olmalıyız. Çocuklar kuralları severler çünkü kendilerini güvende hissederler. Her dönemin kendine özgü sınırları ve kuralları olmalıdır. Bu kurallar ve sınırlar uygulanırken daha az ‘hayır’ kelimesini kullanmalıyız.

Çocuklara kurallar ve sınırlar öğretilmeye çalışılırken en önemli faktörlerden birisi de anne ve babanın tutumlarıdır. Örneğin yapmaması gereken bir şeyi çocuk yaptı ve anne bir daha olmaması konusunda uyarırken babanın bir anda bir şey olmaz demesi çocukta tüm dengeleri bozar. Çocuk anne ve babanın tutumlarının farklı olduğunu anlar ve bunu zamanla kullanabilir. Yapmaması gereken bir şeyi yaptığında hangi taraf kızmıyorsa ona sığınır ve kurallar sağlam temellere dayanmaz.

Anne-babaların bilmesi gereken en önemli nokta ortak kurallar ve ortak sınırların çocukların sağlıklı gelişimi ve mutlu olmaları için çok önemlidir.

Çocuğunuzun uygun davranış gösterdiği zamanı yakalayın.

Çocuğunuzun sevdiğiniz ya da istediğiniz, uygun bir davranış yaptığında ve bunu tekrarlamasını istediğinizde çocuğunuzun bunu bilmesini sağlayın. Bunun için sözel övgüler kullanın. Sözel övgüler kullanmak çocuğu hem mutlu edecektir hem de uygun davranışa devam etmesini sağlayacaktır.

‘Oyun oynadıktan sonra odanı toplaman beni mutlu etti.’

‘Arkadaşlarınla oyuncaklarını paylaşman beni çok mutlu etti.’

‘Beni dinlemen ve anlaman beni mutlu ediyor.’

Oyun alanlarını belirleyin ve sınırlayın.

Oyun oynamak için evin birçok yerini serbest bırakmak hem odaların dağılmasını hem de evin düzeninin bozulmasına neden olur. Bu şekilde olduğu zaman siz sürekli uyarıda bulunmak zorunda kalırsınız ve çocuğunuz ona değer vermediğinizi kodlamaya başlayabilir.

Ona bir oyun odası ya da oyun oynayabileceği bir alan yaratmalısınız. Hem çocuğunuz bu alanda özgürce hareket edebilir hem de dikkatleri oyun oynarken sürekli dışarıdan bir uyaran ile dağılmaz.

Kriz anlarında yeni kural koymaya çalışma.

Çocuklar kriz anlarında yeni bir kural değil, istediklerine kavuşmak istiyorlar. Bu nedenle kriz anlarında çocuğunu tehdit etmekten kaçınman gerekiyor. Unutma ki problemin kaynağı, çoğu zaman tehditleri kurallarla karıştırmaktan kaynaklanıyor. Örneğin çocuğunuzdan oyuncaklarını toplamasını istediniz ve çocuğunuz toplamadı. Defalarca uyarıda bulunmanıza rağmen ısrarla daha fazla dağıttı ve ağlıyor. Bu an da toplamadığın zaman birçok oyuncağını atacağım gibi yeni kurallar koymayın. Sakin kalmaya ve çocuğun sakinleşmesine önem verin.

Çevredeki uyaranları azaltın.

Bazen çocuk kalabalık olmayan bir çevreye ihtiyaç duyar. Evde bunun en iyi örneği yatma vaktidir.

Bazen çocuğunuz uyumak üzereyken, çocuğun çevresinde aşırı uyaranlar ya da çocuğun rahatsız edici şeyler olabilir. Bu strese neden olabilir ve stres kendini olumsuz davranış olarak gösterebilir. Örneğin, gürültü gibi rahatsız edici etkenleri azaltarak çocuğunuzun daha uygun davranmasına yardımcı olabilirsiniz.

Çocuğunuzun uyku vaktine göre evde ki hareketliliği ve gürültüyü olduğunda minimuma indirebilirsiniz.

Çevreyi sadeleştirin.

Çocuklar hareket alanlarını sınırlandıran bir çevrede uygun olmayan davranışlarda bulunabilir. Uygun olmayan davranışlar (fırlatmak, kaçmak, ağlamak veya bir dizi rahatsız edici davranış) çocukların bazen yardım bazen de sakinleşmek istedikleri anlamına gelebilir. Bu nedenle çocuğunuzun sizin yardımınız olmadan rahat hareket edebileceği ve etkinliklerde bulunabileceği şekilde çevreyi sadeleştirerek düzenlemeniz uygun olmayan davranışları önlemenize yardımcı olabilir.

Güvenli bir çevre oluşturun.

İlaçları, kesici aletleri, temizlik malzemeleri gibi çocuğun güvenliğini tehdit edebilecek zararlı maddeler ya da tehlikeli, yetişkin gözetimi gerektiren araç gereçler çocuğun ulaşamayacağı yerlere kaldırma, çocuk için güvenli ve sağlıklı bir ortam düzenlemek demektir.

Söylemek yerine uygulamaya geçin.

Sürekli konuşmak yerine hareket etmeye çalışın. Bir gün boyunca kendinizi dinlemeyi deneyin. Ne kadar fazla gereksiz sözler sarf ettiğinize siz de şaşıracaksınız. Eğer az konuşup çok hareket ederseniz, çocuklarınız değişikliği mutlaka fark edeceksiniz.

Defalarca sessiz olmalarını söylemek yerine dikkatlerini sizin üzerinizde toplayana kadar sessiz bir şekilde beklemeyi deneyin. Örneğin çocuklarınız küçük bir oyuncak yüzünden kavga ediyorlarsa, söz konusu oyuncağı çocukların ulaşamayacağı bir yere kaldırın. Kavga etmeye son verirlerse oyuncağı geri alabileceklerine dair bir şeyler söylemeye de ihtiyacınız yoktur.

Asıl anlatmak istediğiniz düşünceyi ifade etmeyen kelimeler sarf etmeyin. Eğer bir şeyler anlatmak istiyorsanız bunu kelimelerle değil eylemlerle ifade ederek işi sonuna kadar devam ettirmeye hazır olmalısınız.

Arayınız...